Artık bir birliğimiz var. Bir ismimiz yok, birçok ismimiz var. Hayalciler... Sıfırlar... Varolmayanlar... Yoklar... Yarım yamalaklar... Hayalperestler... Olmayanlar... Hiçler... -Doğu Yücel (Var0lmayanlar)

13 Şubat 2014 Perşembe

Fantazyanın Kanatları



Barış Müstecaplıoğlu'nun TAV Havalimanı uçağında verilen yayında çıkan röportajı Sırpça ve İngilizce olarak yayınlandı, buyrun Türkçesi :) 


[ilk soru eksiktir] 



-Havacılık sektöründe çalışmaya kaç yaşında başladınız?
Bu havacılık sektöründe 3. yılım. Bundan önce 15 yıl ulaşım, bankacılık ve medya gibi farklı sektörlerin insan kaynakları bölümlerinde çalıştım. En çok havacılığı sevdim. Enerji dolu, hızlı büyüyen ve birçok farklı ülkeden insanla çalışmana imkan sağlayan bir yer, bu görüş açınızı ve yönetim bilginizi geliştiriyor.

-Yazmaya nasıl başladınız? Çocukluk hayali miydi?
Yazmak yaşamımdaki ilk hevesimdi. Öykülerimi yazmaya 10 yaşında başladım. Okumayı çok seven bir çocuktum. Güzel bir roman okuduğumda onun kadar iyisini yazmayı, beni etkileyen öykü kadar güzelini yaratmayı istiyordum. Üniversitede İnşaat Mühendisliği okudum. İnsan Kaynaklarında çalıştım ama yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim. Sonuç olarak yayınlanmış 9 romanım var ve bir kısmı, Çince ve Almanca dahil olmak üzere, 8 ayrı dile çevrildi. Kitaplarımın altısı fantastik roman ve bunlar için yeni ırklar, hayali hayvanlar ve sihirlerle dolu iki ayrı fantastik diyar yarattım.

-Gerçek dünyadaki tüm bu çalışmalarınıza rağmen fantazi dünyası içinizdekileri okurlarınızla paylaşmanız için sizi kendine çekiyor.
Hayal kurmayı her zaman sevmişimdir. Hayal gücü, daha iyi bir dünya yaratmak için insanlığın elindeki en büyük güç. Fantastik şeyler yazmayı seviyorum çünkü yaratıcılığımı kullanmam için gereken özgürlüğü sağlıyor. Aynı şekilde fantastik kitap okurken yeni yerler keşfetmenin verdiği zevki gerçek dünya veremiyor, iyi bir fantastik roman okurken kendimi Amerika'yı keşfeden Christopher Colombus gibi hissediyorum.

-Korkak ve Canavar'ın Sırpçaya çevrildiğini biliyor musunuz?
Evet bu benim için büyük bir mutluluk. Çin ve Alman okurlar Korkak ve Canavar'ı çok sevdi aynı şeyi Sırp okurlar için de diliyorum.

-Sırbistan'da bulundunuz mu?
Hayır ama çok isterim. Kitabım Çin'de yayınlanınca Şangay Edebiyat Festivaline konuk yazar olarak davet edildim. Ayrıca Frankfurt ve Londra kitap fuarına katılmıştım. Umarım benzer şekilde Sırbistan'a gelme şansım olur. Sırp edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanımak, ülkenizdeki okurlarımla buluşmak şahane olur. Edebiyatın Sırp ve Türk halkları arasındaki bağları güçlendirecek bir araç olabileceğini düşünüyorum.

-İlham size nereden geliyor? Kafanızda yeni hikayeler var mı?
Eğer yakından ve bir şeyler görmeye çalışarak bakarsanız hayatın içindeki her şey size ilham verebilir. Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, rüyalarım, tutkularım, korkularım, insanların paylaşımları... Bunların hepsi birer ilham kaynağı. Çok okuyorum ve geziyorum. İlginç insanlar tanıyıp, öykülerini dinliyorum. Fantastik bir romanda bile insanların duygularını, arzularını ve zayıflıklarını yazıyorsunuz. Farklı olan tek şey kendi yarattığınız dünyaya ait metaforlar kullanıyor olmanız. Şu aralar Şamanlar Diyarı'nın üçüncü ve son kitabı üzerinde çalışmaktayım.

-Fantastik eserler yazmak isteyenlere ne önerirsiniz?
İyi bir fantastik romanın karakterleri ilginç ve çekici olmalıdır. Okurlar onları daha yakından tanımayı istemelidir. Onların yaşamlarını, aşklarını, maceralarını takip edebilmeliyiz, yolculuklarının bir parçası olabilmeliyiz. İyi bir fantastik roman okuru bir sonraki sayfada olacaklar hakkında meraklandırmalı ve şaşırtmalıdır. Tolkien'ın elflerini ve trollerini kullanmak yerine kendi hayal dünyalarından ve kültürlerinden ilham alan yeni karakterler yaratmalarını öneririm. Ve en önemli nokta, eser hangi türe ait olursa olsun, öykü iyi anlatılmalı. Okur edebiyatın tadına varabilmeli. Yazar diyalogları ve karakterleri akıllıca kurgulamalı.

3 Şubat 2014 Pazartesi

Hep olsun istediğim ama tanıyamadığım abime mektup...




Merhaba Ali, merhaba abi!

Çok can gitti abim çok. Boşbakanımız üç-beş diyor sizin için ama çok kalabalıksınız be orda. Benim söylememe gerek  yok, burdan gidenler senin yanında. 

Aranızdan en çok sen yaktın içimi be Ali, fiili katillerin birden çok diye belki, belki sende çok fazla ben olduğu için, öldürülmek yerine ölüme terk edildiğin için, çok acı çektiğin için. Polisleri küçüklüğümden beri sevmem. Polis dediğin hep aynı, her dönemde aynı. Peki ya doktorlar? Onlar sana bunu nasıl yaptı be abim? Polislere kızılmıyor artık, alıştık. Ama doktorların yaptığı düşünüldükçe boğazıma bir öküz oturuyor. Boğazımdaki öküz yalnız değil. Herkes sokaktayken evde oluşum başka bir dert içime. Tek yapabildiğim klavye başında yardımdı. İşe yaradımı bi haberim. 

Seni o duvarda görünce, o duvar yıkılırken seyredince, benim de içimde bir şeyler parçalandı. Öfkeydi o 'şeyi' parçalayan, sana bunu yapanlara olan öfke, mutluluktu biraz. Çünkü eğer seyrediyorsan yaşadığın halinle tanık olamayacağın bir şey deneyimledin. Duvardaydın... Ethem, Medeni falan o kadar etkilemedi beni ne yalan söyleyeyim, senin o duvarda oluşun ayrı bir şeydi! Sen ki çok büyük Floyd hayranı, duvardaydın, boru mu be! 4.8.2013... 

Şu altı kişi arasında en çok sen sarstın, Pink Floyd yüzünden. Seni daha iyi tanıyorum çünkü. Nerden mi? Sende çok fazla ben var dedim ya. Roger Waters seven adamdan zarar gelir mi ya? Gelmez. Nerden mi biliyorum? Biliyorum işte, ben de senin gibiyim. Dedim ya sende çok fazla ben var diye. Hep bir abim olsun istedim ben ve sen, hep olsun istediğim ama hiç tanıyamadığım abim gibisin. Ben, hep olsun isteyip, hiç tanıyamadığım abimi kaybettim. Belki de bu yüzden her adını gördüğümde ağlamam. 

Türkiye hala aynı. Maktûller faili meçhul, katiller serbest, masumlar içeride. Hala biber gazı ile yaşıyoruz. Ha bir de kuraklık olacak diyor bilim insanları ama sorun etmiyoruz biz arkadaşlarla. Susadıkça adını, adınızı haykıracağız, hükümetimizin polisi istediğimiz suyu sağlayacak bize... 

Kanın, kanınız yerde kalmasın diye savaşılıyor. Boşuna gitmediniz hiçbiriniz. Belki bir daha "A Great Day for Freedom" dinleyemeyeceksin ama bu ülke o günü yaşayacak! 

And there's a change that, even with regret, cannot be undone!